Endüstriyel Yalanlar: Sıfır Emisyon


zero-emission

Otomotiv sektörü uzun zamandır içten yanmalı motorların lokomotifliğinde hareket etti. Gezegenimizdeki kaynakların azalmasıyla da alternatif teknolojiler gündeme alınmaya başlandı. Bu konuda birçok çalışma yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Ancak tüm bu çalışmaların arasından sıyrılan alan elektrikli araçlar gibi görünüyor.

Bunun sebebi bence öncelikli olarak insanlığın günümüze kadar elektrik enerjisiyle ilgili teknolojilerde bir hayli yol almış olması. Yani ortada bir bilgi birikimi var ve bu otomotiv sektörü için kullanılabilir. Bir diğer yönü ise diğer alternatiflerin yanında daha çevreci olması. Bunu da aracın çalışma esnasında elektrik tüketerek herhangi bir emisyon oluşturmamasına dayandırıyoruz. Peki acaba sıfır emisyon iddiası gerçek mi?

Dünya’da çok uzun zamandır elektrik kullanılıyor. Bu elektriğin üretimi için termik santraller, hidroelektrik santralleri, nükleer santraller gibi birçok yapı kullanılıyor. Tüm bu kavramlar zaten üzerinde uzun zamandır çalışılan şeyler. Ama hiçbiri tamamen çevreci değil.

Termik santraller zaten katı yakıt kullanımı ile ciddi oranlarda emisyona sebep oluyor. Nükleer santraller malumunuz radyoaktif sızıntı riski sebebiyle hala tartışılmakta. Hidroelektrik santralleri kurulduğu akarsu yatağında ve o suya bağımlı ekosistemde çok ciddi değişikliklere sebep oluyor ki bu emisyondan da kötü belki de. Rüzgar santralleri var, son zamanlarda ülkemizde de çoğalmaya başladılar. Ama yatırım maliyetlerine göre üretim miktarları elektrik dağıtım şirketlerine en yüksek fiyattan elektrik satmaları gibi bir durumu beraberinde getiriyor. Bu da dağıtıcı firmanın önce hidroelektrik, sonra termik ve en son rüzgar santralinden elektrik alması demek oluyor. Yani sistem belki de en temiz enerjiyi en son kullanıma sunuyor.

proje

Kaldı ki üretilen her üründe üretimden kullanıma emisyon var. Yani rüzgar santralindeki kanatların, gövdenin, rotorun imalatında da Dünya’ya salınan bir emisyon var.
Bu mantıkla hareket ettiğimizde her ürünün bir emisyonu var. Hatta belki de şimdiye kadarki bakış açımızda da hata var. Az elektrik tükettiği ve çevreci olduğu için aldığımız A+++ çamaşır makinesinin üretildiği fabrikada üretilen ürün başına emisyon ve/veya diğer kirletici unsur ne? Bilemiyoruz…

KALFORNYA YENELEBLR ENERJ-1

Yeniden otomotiv sanayine dönmek ve değinmek istediğim birkaç nokta daha var. Büyük üreticilerin elektrikli araç yatırımları olduğunu görüyoruz. Ama şimdiye değin yapılan çalışmaların çoğu zaten var olan içten yanmalı motorlu bir modelin elektrikliye çevrilmesi. Yani içine batarya ve motor, dışına da bir EV veya ZE ibaresi o aracı bambaşka bir boyuta taşıyor, onlara göre (!)

ze_range_large

İşin aslı bence başka. Her şeyden önce dönüşen aracın şasisi içten yanmalı motora göre tasarlanmış ve tüm hesaplamalar bu mantığa göre yapılmış. Depolama için öngörülen bataryalar yakıt deposundan daha ağır, yerleşim ciddi bir sorun, bu bataryaların ideal çalışma sıcaklığında tutulması da öyle. Tüm bunlara bağlı olarak değişen ağırlıklar da hareket halinde olacak senaryoları değiştiriyor ne yazık ki. Kısacası bu konuda benim beklentim yürüyen aksamından gövde yapısına tamamen elektrik kullanımı gözetilerek bir araç tasarlanması. İçten yanmalı motorlu bir aracın elektrikliye dönüştürülmesi iyi bir üniversite projesi ama kötü bir endüstri hamlesi gibi görünüyor.

Hazır yeri gelmişken; ciddi önem arz eden mevzu bataryalar. Tasarımları, soğutma sistemleri, yerleşimleri ve hepsinden öte kapasiteleri hayati önem taşıyor. Ve ne yazık ki günümüzde bu bataryaların araca sağladığı menzil fiyatlarına göre çok basit kalıyor. Üstüne üstlük bir ömürleri var ve kesinlikle çok uzun değil.

Dünya’da da hala petrol rezervleri de bulunmakta ve üretilen araçların adetleri bize daha uzun yıllar petrol satın alacağımızı söylüyor. Tüm bu faktörleri göz önünde bulundurarak elektrikli araç ve özellikle emisyonsuz araç kavramının hayal olduğunu üzülerek söylemeliyim.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Ama hibrid (hybrid=melez) bence daha mantıklı bir teknoloji. İçten yanmalı motorlar günümüzde düşük emisyon değerlerini karşılıyor, ve bu konuda çalışmalar sürüyor. Bunun yanında rejeneratif fren, kinetik enerji geri dönüşüm sistemleri (KERS) gibi akılcı teknolojiler tüketimlerin düşürülmesi için yola ışık tutuyor. Bu noktada elektrik, destekleyici enerji olarak devreye girerek birçok şeyi iyileştirebiliyor. Bu sebeplerden dolayı hibrit araç yatırımlarının artması beklenebilir.

Sonuç olarak sıfır emisyon ne yazık ki bir yalan. Ama çevrecilik namına atılan tüm bu adımlar yine de gelecek için umut verici.

Onur BUZ
Karabük

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
What's Your Reaction?
Angry Angry
0
Angry
Cute Cute
0
Cute
Fail Fail
0
Fail
Geeky Geeky
0
Geeky
Lol Lol
0
Lol
Love Love
0
Love
OMG OMG
0
OMG
Win Win
0
Win
WTF WTF
0
WTF

Taşıt Teknolojileri Kulübü Başkan Yardımcısı ve Gönüllü Eğitmen,Karabük Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Mezunu'2014. Kişisel Blog Adresi; http://onurbuz.wordpress.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Endüstriyel Yalanlar: Sıfır Emisyon

log in

reset password

Back to
log in