Yeni Arabalar Beş Kuruş Etmez (!)


Çok iddialı bir başlık olduğunun gayet farkındayım. Ama gerçek şu ki falanca oto sanayide bir esnafa gidip yeni araçlar hakkındaki fikrini sorsanız o da yüksek olasılıkla bunu söyleyecektir. Acaba gerçekten öyle mi?

Yeni araçların eskiye kıyasla bu şekilde anılmasının birçok sebebi var. Bunlardan biri gövdede kullanılmaya başlanılan plastik esaslı malzemeler. Olay ise şöyle gerçekleşiyor tahminimce… Kaporta ustasına iki araba geliyor: Biri 1978 model w123 kasa Mercedes, hemen yanında 2001 model Ford Fiesta var. Usta bakıyor ikisi de araba; dört teker, direksiyon, vites topuzu falan… Ama Fiesta’nın ön tampon, ön çamurluklar, arka tampon plastik. Kaput kapağı desen elinle çöksen içine göçüyor. Soldan iki babayiğit kaldırsa sağa devirir arabayı. Ama koçum Mercedes öyle mi? Tamponlar yekpare demir. Her yeri sac. Kaputa bırak elinle çökmeyi üstüne bağ merdiveni dayayıp üzüm koparsan göçeceği yok.

Bu hikaye tahayyül için yeter sanırım. Şimdi beklentilere ve neticesinde oluşan mühendislik uygulamalarına bir göz atalım. Örneklediğim durumdaki gibi binek araçlardan beklentiler zamanla ufak tefek değişse de bu beklentilerin ana hatları bellidir. Güvenlik, sağlamlık, verimlilik, çevrecilik ve maliyetler benim ilk aklıma gelen 5 etken. Bunların hepsi birbiriyle yakından ilişkili ama ben şu “güvenlik” mevzusuna yakından bakmak istiyorum.

Yeni bir hikaye; bu defa beş kuruş etmeyenlerden bir arabayla duvara çarpıyoruz. Bu durumda beklenen nedir? Kazalardaki temel beklenti araç içerisindeki sürücü ve yolcunun can güvenliğidir. Can kaybı, yaralanma, ezilme, sıkışma gibi şeyler kazanın akabinde olması istenmeyen durumlardır. Bu sebeple araç gövdesi imalattan evvel ciddi çalışmalardan, analizlerden, testlerden geçer. Aslolan yaşam alanının zarar görmemesi ve çarpışma ile oluşan enerjinin yaşam alanına iletilmeden gövdede sönümlenmesidir. Tampon ve çamurluklar bu sebeple esnek davranabilecek ve gerektiğinde parçalanabilecek karakteristiğe sahip malzemelerden seçilir. Kaput kapağının çarpışmanın şiddetiyle yaşam alanına kadar gelmemesi ve katlanarak enerjinin bir kısmını sönümlemesi gerekir. Aynı şekilde ciddi bir çarpışmada motorun bağlantı kulaklarından koparak aracın altına hareket etmesi, direksiyon milinin katlanması ve yaşam alanına girmemesi, bazı durumlarda tekerleklerin akstan kurtularak uzaklaşması; hatta tüm bu çarpışmalar neticesinde hiçbir motor sıvısı kaçağı olmaması ve bu şiddetteki çarpışma sonucunda dahi kapıların rahat şekilde açılması beklenir.

Bir diğer beklenti ise A sütunu (ön camı tutan, gövdeden tavana uzanan, sağ ve soldaki iki kol diyebiliriz), tavan direkleri, B sütunu (dört kapılı bir araçta ön ve arka kapı arasındaki direk diyebiliriz), C sütunu (arka camı tutan, gövdeden tavana uzanan, sağ ve soldaki iki kol diyebiliriz) ve kapı altı direklerde herhangi bir deformasyon olmamasıdır. Kapı içine yerleştirilen takviye çubuklarında da beklenti bu yöndedir. Bu unsurlarda kullanılan malzeme kalitesi eskiye kıyasla çok daha yüksek, yapı mühendisliği yönündeki çalışmalar ve kesit profilleri çok daha karmaşıktır. Bu sebeple yeni nesil araçlar çok ciddi bir kaza geçirse dahi kopan kırılan katlanan tüm bileşenlerinin yanında yaşam alanında azami güvenliği sağlamaktadırlar.

Ayrıca yeni nesil araçlarda kullanılan şasi git gide tek parça (monoblock) haline getirilmeye çalışılmaktadır. Kaynaktan kaçınılmakta, kırılgan malzeme kullanımı terk edilmektedir. 1990’lardan bu yana üretilen araçların bir çoğunda bu mantığın eseri olarak taban sacı yaşam alanını çevreleyen sütunlarla birleştirilmekte, gövdeden bağımsız şasi imalatı terk edilmektedir.

Eğer videosunu YouTube’da bulabilirsem link olarak da ekleyeceğim: Chevrolet firmasının son zamanlarda (2009) ürettiği Malibu modelinin, 1959’da ürettiği Bel-Air modeli ile çarpıştığı bir test ve bu testin çok çarpıcı görüntüleri var. İdeal bir eski-yeni kıyası. Eskilerin plastiksiz imal edilmiş Bel-Air’i çarpışmada sürücü ve yolcular için birçok açıdan çok ciddi risk arz ediyor. Bunun yanında sağı solu kopup parçalanan bir Malibu var ama kazanın yaşam alanındaki olumsuz etkisi çok daha az.

Hasılı: yeni nesil araçlar üzerlerindeki tasarım ve mühendislik çalışmalarının doğal bir neticesi olarak çok daha güvenlidir. Farklı yol koşullarındaki kullanımları göz önünde bulundurulduğunda görece daha sağlam ve daha onarılabilirdir. Daha hafif oldukları için daha verimli ve daha çevrecidir. Son olarak tüm bu daha’larına rağmen imalat teknolojileri, ortak parça mantığı gibi sebepler yüzünden daha ulaşılabilirdir. Yani daha kolay alınır, eskiye kıyasla daha ucuzdur. Bu araçların trafikteki sayısının artmasıyla ülkemizde ve Dünya’da ölümlü kaza oranları ciddi miktarda azalmıştır. Yani şu plastiği bol yeni arabalar beş kuruştan çok daha fazla eder.

[youtube id=”joMK1WZjP7g” width=”600″ height=”350″]

Harbiye/Antakya
Onur BUZ
19.06.13
Taşıt Teknolojileri Kulübü

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
What's Your Reaction?
Angry Angry
0
Angry
Cute Cute
0
Cute
Fail Fail
0
Fail
Geeky Geeky
0
Geeky
Lol Lol
0
Lol
Love Love
0
Love
OMG OMG
0
OMG
Win Win
0
Win
WTF WTF
0
WTF

Taşıt Teknolojileri Kulübü Başkan Yardımcısı ve Gönüllü Eğitmen,Karabük Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Mezunu'2014. Kişisel Blog Adresi; http://onurbuz.wordpress.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni Arabalar Beş Kuruş Etmez (!)

log in

reset password

Back to
log in